BİZE ULAŞIN

293 80 00

7 Gün 24 Saat Acil Servis Hizmeti

HPV ÇAĞIMIZIN VEBASI MI?

HPV ÇAĞIMIZIN VEBASI MI?
Human Papilloma Virus yani insan siğil virüsü diye adlandırdığımız bu hastalık günümüzde cinsel yolla bulaşan hastalıklar arasında en sık görülenidir.Sadece insanları enfekte eden ve etkileyen bu virüs,yüzden fazla farklı virüs tipinden oluşmaktadır.Her geçen gün yaygınlığı artan bu virüs dünya genelinde azımsanmayacak rakamlara ulaşmış olup(tahmini dünya genelinde %10) ve halk arasında rahim ağzı kanseri olarak bilinen serviks kanserinin de en sık nedenleri arasında artık ilk sırayı almıştır.Rahim ağzı kanserli hastalar incelendiğinde hastaların %96 sında HPV virüsü tespit edilmiştir. Rahim ağzı kanseri olmayan hastalarda ise bu oran sadece %15 civarıdır.En sık 25 yaş ve altı yaş gurubunda görülse de her yaş gurubunda görülebilen bu virüsün genellikle cinsel olarak aktif diye tanımladığımız yani seks yapan kişiler arasında bulaşı söz konusudur ve bu kişilerin %80 den fazlası hayatlarının bir döneminde HPV enfeksiyonuna maruz kalmaktadır. Ancak her ne kadar vücudumuz bu virüslere karşı ani,güçlü bir yanıt oluşturamasa da zaman içerisinde sağlıklı kişilerde bağışıklık cevap oluşmakta ve HPV enfeksiyonunun ortalama bir yıl içerisinde %70’i iki yıl içerisinde %90 ı vücuttan temizlenmektedir. Hastaların %10’unda ise virüs vücuttan temizlenememekte ve bu guruptaki hastalar maalesef kansere kadar ilerleyebilen bir dizi problemlerle hayatlarının bir döneminde karşılaşmaktadır.Yaşam boyu seksüel partner sayısı virüs bulaşı için en önemli risk faktörüdür.Her ne kadar cinsel olarak aktif bireyler arasında bulaş söz konusu olsa da hiç seks yapmamış olan her kadın veya erkek de HPV bulaşı açısından risk altındadır.Konuya biraz daha açıklık getirmek gerekirse HPV taşıyıcısı bireyin virüsle enfekte bölgesiyle basit bir tensel temas dahi virüs bulaşı açısından oldukça risk taşımaktadır.Ve maalesef bariyer yöntemleri(prezervatif gibi) tensel temas yüzeyini azaltmak sureti ile HPV bulaş riskini her ne kadar kısmen azaltsa da tam olarak koruyamamaktadır. HPV ile bulaş sonrası kişide bu virüsün yol açacağı rahatsızlıklar hiçbir semptom göstermemekten kansere kadar geniş bir yelpazeye yayılmıştır.Genç yaştaki hastalarda HPV enfeksiyonu çoğunlukla kendiliğinden gerilemekte ve rahim ağzı kanserine ilerlememektedir.Ancak bazen virüsle enfekte olmuş kişilerin genital bölgesinde siğil şeklinde düzensiz kabarıklarla kendini gösterebilen bu enfeksiyon rahim ağzı bulaşı olan kadınlarda tipik olarak ilişki sonrası veya kendiliğinden et suyu rengi vajinal akıntı şikayetine de neden olabilmekte.Bu dönemler bulaşıcılığın en fazla olduğu dönemlerdir.Ancak bu tarz şikayetlerin olmaması enfekte olmadığımız anlamına da gelmemelidir çünkü HPV taşıyıcısı çoğu birey hiçbir bulgu göstermeden bu virüsü vücudunda inaktif olarak bulundurabilmekte ve bulaştırabilmektedir.
HPV virüsüne bağlı oluşabilen siğiller görüntü olarak karnabahar görünümünde,tek veya çok sayıda,yumuşak,ağrısız genellikle vajen çevresinde,makat bölgesinde ve erkekte peniste yerleşir.Ancak malign dönüşüm yani kanserleşme genellikle rahim ağzı tutulumu olan kadınlarda ortaya çıkmakta olup cinsel ilişkinin erken yaşta başlaması,çok eşli cinsel yaşam,sigara kullanımı,kötü beslenme,kişisel hijyen,çok doğum ve bağışıklık sisteminin zayıflaması kanserleşme sürecini hızlandırmaktadır.
 Peki HPV nin tedavisi var mı?
Maalesef günümüzde HPV nin mutlak bir tedavisi bulunmamaktadır ancak mevcut tedavi yöntemleri ile HPV nin yol açtığı siğil ve rahim ağzında yara diye tabir edilen kanser öncüsü lezyonlar giderilebilmektedir.Bu tedavi yöntemleri her ne kadar mevcut tabloyu düzeltse de HPV yi vücuttan tamamen temizleyememektedir.
HPV virüsünün yol açtığı siğillerin tedavi planlamasını tedaviyi düzenleyecek olan kadın doğum uzmanı karar vermektedir.Bu kararın alınmasında siğilin boyutu,yaygınlığı,bulunduğu yer gibi özellikleri dikkate alınır.Tedavi seçeneleri ise cerrahi olarak krioterapi,koterle yakma ve lazer iken ilaç tedavisi olarak genelde lokal kremler kullanılmaktadır.
Rahim ağzı kanseri için geliştirilmiş olan HPV aşıları ise günümüzde popülerlik kazanmış olsa da rahim ağzı kanserinin yavaş gelişimli bir doğasının olması ve bu sürecin yıllar alması nedeniyle kanser öncesi lezyonların önlenmesi 3 yılda bir yapılan smear takibi veya HPV testi ile birlikte yapılıyorsa 5 yılda bir yapılan smear taraması rahim ağzı kanseri ile mücadelede başarının sağlanmasının tartışmasız ilk şartıdır.Ancak bu süreci tetikleyen veya hızlandıran yardımcı faktörlerin varlığı,bağışıklık sistemimizin yetersizliği kalması ve artan rahim ağzı kanser vakaları bilim dünyasını kalıcı bağışıklık sağlayan veya güçlendiren tedavi yöntemlerini keşfetmeye yöneltmiştir.HPV aşıları da bu tedavi yöntemlerinin başında gelmektedir.
Aşı öncesi hastaların hangi virüs tipleri ile daha önceden karşılaştığını gösteren bir test yapılmamaktadır. Hasta aşı sırasında kanser öncesi bir lezyona sahip olabilir veya aşı sonrasında aşının bulundurmadığı bir virüs tipi ile enfekte olabilir. Bu yüzden aşı sonrası smear bakılmaya devam edilmelidir. Aşı aynı zamanda tedavi gerektiren yaraların tedavi sonrası nüks etme olasılığını azaltır.
Amaç kanser yapması muhtemel olan tüm virüs tiplerine karşı koruyuculuk sağlamaktır.Aşıdan maksimum etkinliği elde edebilmek için önerilen doz 0-2 ve 6. aylarda yapılmak üzere 3 doz şeklindedir.Yaş aralığı ise mümkünse seksüel ilişki öncesi olmak üzere 11-12 yaş kız ve erkek çocukları; ancak seksüel ilişki söz konusu olsa da 9-26 yaş kadınlara HPV testi yapılmaksızın üç doz halinde yapılabilir. Ayrıca 43 yaşa kadar kadınlarda yapıldığında aynı etkinin var olduğu gösterilmiştir.